Haber Detayı
15 Kasım 2020 - Pazar 21:38 Bu haber 179 kez okundu
 
“ANA DİL MUTLAKA YAŞATILMALIDIR”
DEVA Partisi 1. Bingöl İl Kongresi Genel Başkanı Ali Babacan’ın da katılımıyla Havuzbaşı Düğün Salonunda gerçekleşti. Bingöl’de önemli açıklamalar yapan Babacan, Bingöl’ün sorunlarına da değindi.
GÜNDEM Haberi
“ANA DİL MUTLAKA YAŞATILMALIDIR”

Değerli Bingöllü hemşerilerim, Bingöl il teşkilatımızın yaş ortalaması 34. 24 bu dinamizm bizi çok heyecanlandırıyor. Oldukça genç bir kadromuz var. Bingöl’ün sorunlarını biliyoruz. Biz Bingöl’ün sorunlarına deva olmak için hazırız.

 

“ANA DİL MUTLAKA YAŞATILMALIDIR”

İçinde bulunduğumuz eğitim öğretim döneminde Zaza dili öğretmenliği için bir tane bile kontenjan açılmadı. Bingöl üniversitesinde Zaza dili ve edebiyatı okuyan öğrencilerimiz adeta işsizliğe terkediliyor, iş bulmakta güçlük çekiyor. Ana dil mutlaka yaşatılmalıdır. Bu topraklarda zazaca dahil hiçbir dilin hiçbir lehçenin kaybolmasına izin veremeyiz.  Bizim kültürümüzdür, bizim zenginliğimizdir. Biz parti programımızda çok açık yazdık. Enstitüler kurarak, dil üzerindeki baskıyı kaldırarak ana dillerimizi yaşatacağız bu ülkede, Yeni nesillere aktaracağız. Bütün vatandaşlarımızın ana dilinin analarının ak sütü kadar helal olduğunu da biliyoruz, biz bunun güvencesiyiz. Tarih öncesinden kalmış, eskimiş köhne zihniyetleri kabul etmiyoruz. Demokratik dernekler vatandaşların ana dili ihtiyaçlarına yönelik çözüm üretmekle mükelleftir. Vatandaşlarımızın ana dilinin korunması, kullanılması ve gelişmesi amacıyla gerekli her türlü adımı atacağız. Vatandaşlarımızın tüm haklarının derhal, pazarlıksız talebe bağlı olmadan tanıyacağız.

 

Ali Babacan, Ülkenin ekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar çektiğini belirten Babacan, “ülkenin durumunu yere göğe sığdıramayanlar, aylardır millete masal anlatanlar geçen hafta iflas ettiklerini açıkladılar. Ekonomimiz uçuyor diyenler, kendi kendilerini yalanladılar. ekonomiyi batırdılar, şimdi de ortadan kaybolalım diyorlar. yahu durun! nereye kayboluyorsunuz? gitmenin de bir adabı, usûlü vardır. iki senede ülkeyi iki kat borca soktuğunuzu gizleyip mi gideceksiniz?” dedi.

 

Pandemi sürecinde esnaflara gerekli desteğin sağlanmadığını ifade eden Babacan, “Hazineyi boşaltıp, ülkeyi borç batağına sokunca önlem de alamaz oldular. Gelişmiş ülkeler gibi "siz yeter ki sağlığınızla ilgilenin" diyerek hibeler, destekler veremiyorlar. Halkı yoksulluğa mahkum ettiler. Şimdi de halkın pandemide nefessiz kalmasını izliyorlar. Ülkeyi öyle bir fakirleştirdiler ki, halkın sağlığını kurtaracak önlemleri alamıyorlar. Merkez bankasındaki rezervlerimize kadar her şeyi tükettikleri için tek bir önlemin bile maliyetini üstlenemiyorlar. Pandemi, esnafımızı olumsuz yönde etkiledi. Dükkanlar kepenklerini kapattı. Pandemi döneminde esnafımız siftah yapamadı, cepler boş kaldı ama faturalar gelmeye devam etti. Elektriği, suyu, doğalgazı, kirası derken cepler boşaldı. Gelişmiş ülkeler vatandaşlarına karşılıksız destek verirken, bizdeki hükümet esnafımıza borcu reva gördü. Halkımız kredilerle geçinmeye çalıştı, şimdi taksitler üst üste geliyor. Kazanç yok, ama gider var. Bu nasıl bir planlama? Hazineyi borçlandıranlar, pandemi döneminde esnafımıza borçlanarak yaşamayı reva gördüler. Bizim vatandaşımız bunları hak etmiyor. Bu milleti hem açlığa mahkum edip hem canını tehlikeye atamazsınız” diye konuştu.

 

“GÜNDE EN AZ 30 BİN YENİ COVİD-19 VAKASI OLDUĞUNU TAHMİN EDİYORUZ”

"Vaka sayısını gizliyorlar. Testler, sayı büyümesin diye öyle kolay yapılamıyor. Böyle bir akıl olamaz. Salgını maalesef kötü yönettiler. Her gün tespit edilen vaka sayısına baktığımızda Türkiye dünyada ilk beşte. Tahminimize göre günlük en az 30-40 bin yeni vaka var.

Dünyada, vaka sayısı-hasta sayısı ayrımı yaparak vatandaşını aldatmaya çalışan tek ülke de herhalde Türkiye. Üstelik ülkede medya karartması olduğu için basında da durum açıkça görülmüyor. Oysa vatandaşlarımız yoğun bakımda yer bulmakta güçlük çekiyor, hayatını kaybediyor. Koskoca devletin salgına karşı aldığı tek önlem ‘maske takın’ demek olamaz. Ne gerekiyorsa, ilgili taraflarla istişare ederek yapılmalıdır."

 

BİNGL’ÜN SORUNLARINI ANLATTI

Bingöl’ün sorunlarını bildiklerini ve Bingöl’ün sorunlarına deva olmak için hazır olduklarını ifade eden Babacan, “Bingöl’de çarpık kentleşme çok ciddi bir problem. Rant gözlüklerini takanlar, şehrin toplumsal yapısını, estetik yapısını, mimarisini hiç umursamamışlar. Birinci dereceden deprem bölgesi olan Bingöl’de inşaatlar denetlenmemiş. Kentsel dönüşüm uygulamaları tüm Türkiye’de olduğu gibi burada da fiyaskoya dönüşmüş durumda.

 

Biliyorsunuz, Bingöllü 923 aileye “1 yılda anahtar teslim” sözü verildi, oturdukları 295 hane yıkıldı. Ardından 2 defa temel atma töreni gerçekleştirdiler ama üç yıldır bir çivi bile çakılmadı. Kira yardımının sözü verildi ama bu sözde de durulmadı. kentsel dönüşüm projelerinin amacı birilerinin rant elde etmesi değildir. Vatandaşların afete dayanıklı hanelerde oturmasını sağlamaktır.

 

Biz öncelikle afet öncesi riskin en aza indirilmesine yönelik tedbirleri planlayacağız. Bu kapsamda tüm yapıları denetleyeceğiz. Deprem ve sel açısından en riskli bölgelerden başlayarak bir kentsel dönüşüm programını derhal uygulayacağız. Böylece hastane, okullar ve diğer kamu binaları öncelikli olmak üzere tüm yapılarımızı depreme ve diğer afetlere dayanıklı hale getireceğiz. Bunun için gerekli her türlü finansmanı, arsa tahsisini sağlayacağız. Çünkü arkadaşlar, bizim doğal afetlere bir tek canımızı feda etme lüksümüz yok. Devlet, üzerinde yaşayan insanların her türlü can ve mal güvenliğini almak zorunda.

 

Biz DEVA partisi olarak bu sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve vatandaşlarımızın can güvenliğini en üst seviyeden korumak için çalışacağız. O yüzden biz deva partisi olarak afete duyarlı kentleşme ve planlama modelinden taviz vermeyeceğiz. Afet tehlikesi ve riskleriyle ilgili verilerin toplandığı ve periyodik olarak değerlendirildiği şeffaf bir afet bilgi sistemi kuracağız. Çünkü vatandaşından bilgi gizlemek, vatandaşının ölümüne göz yummak demektir. Afet eğitimlerini tüm okullarda ve medyada yaygın ve sürekli hale getireceğiz.

Afet sırasında ve afet sonrasında yapılacaklar için ise bir afet yönetim sistemi oluşturacağız” diye konuştu.

 

“TAŞIMALI HASTA DİYE BİR SİSTEM OLMAZ”

Bingöl’de sağlık sektöründe yaşanan sıkıntılara değinen Babacan, Bingöllü hastaların çevre illere sevk edilmesinin ciddi bir sorun olduğunu söyledi.

 

Babacan, şöyle devam etti: “Biliyorsunuz, 2010 yılında ihalesi yapılan 250 yataklı Bingöl Devlet Hastanesi ancak 2017 yılında hizmet vermeye başladı. Bu zaman diliminde Bingöllü vatandaşlarımız mağdur oldu. Yapılacağı sözü verilen hastaneler için bir tane kazma bile vurulmadı. Mevcut hastanelerde teçhizat ve doktor yetersizliği yaşanıyor. Bingöl’deki bir hastanın ameliyat için çevre illere sevkedilmesi ciddi bir sorundur. Taşımalı hasta diye bir sistem olur mu? Bunlar yapıyorlar. Halkımızın sağlığı yollarda tükeniyor.

 

-ULAŞIM SORUNU-

Bingöl’ün bir diğer sorunu da ulaşım. 2010 yılında ihalesi tamamlanan Bingöl-Erzurum ve Bingöl-Diyarbakır yol inşaatı halen bitirilmedi. Bu kadar önemli bir yolun bitirilememesi, Bingöl’e değer vermediklerini gösteriyor. Ulaşım yetersizliği olunca ne oluyor arkadaşlar? Yatırımcının maliyeti artıyor. Zaten ekonomik öngörülmezlik, hukuki güvensizlik yüzünden yatırımcı korkuyor. Bir de üstüne yol masrafı olunca yatırımcı Bingöl’e yatırım yapmaktan kaçınıyor. Yatırım olmadıkça Bingöl’ün ekonomisi de yara alıyor. İşsizlik rekor seviyede. Bingöl’de istihdam yaratmak adına somut adımlar atılmıyor. Gençlerimiz işsiz bırakılıyor. Bakın, Bingöl’de canına kıyan gençlerimiz oldu.

 

Gençlerimizin yarınlardan umudunu kesmesi, hayatını sona erdirmeyi düşünmesi bile utanç verici arkadaşlar. Gelecek kaygısı, işsizlik can yakıyor, can alıyor. DEVA partisi, bu ümitsizliğe son vermek için hazır. Biz, kamuda işe alımlarda mülakat sistemine son vereceğiz. Gençlerimizin yazılı sınavlardan aldıkları yüksek puanlara rağmen işsiz bırakılmalarına sebep olan mülakat sistemini kaldıracağız. Onun adamı, şunun yakını, o partiden, bu fikirden diyerek gençlerimiz arasında liyakate, bilgiye değer vermeyen bu uygulamaları kaldıracağız.

 

Halkımızın refah seviyesini layık olduğu seviyeye yükselteceğiz. Bingöllü çiftçilerimize de destek verilmiyor, üreticilerimiz ve ürünlerimiz korunmuyor. Döviz kuru arttıkça girdi fiyatları artıyor. Çiftçilerimizin maliyetleri artıyor, ama ülkeyi yönetenler destek yerine çiftçilerimizi kredi batağına sokuyor. Plansız ve programsız hareket edildiği için Bingöl tarımda yeterli üretim sağlayamıyor. Biz deva partisi olarak, çiftçilerimizin gelirlerini öngörülebilir ve istikrarlı kılmayı hedefliyoruz.

 

Tarım meslek liseleri açacağız. Bu liselerden mezun olan gençlere destekler sunacağız. Böylece mesleğin gençleştirilmesini, gençlerimizin tarımla zenginleşmesini, ülkemizin kaliteli tarım ürünlerine ulaşmasını sağlayacağız.

 

Bingöl, hayvancılık alanında potansiyelinin çok altında kalıyor. Süt üretiminden küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığına varana dek çok ciddi bir potansiyele ve güce sahip olmasına rağmen değerlendirilmiyor. Süt üreticilerimiz desteklenmiyor. Teşvik takviminin belirlenmemesi üreticimizi korumasız bırakıyor. Bu kıymetli potansiyelden yararlanabilmek için tarıma ve hayvancılığa dayalı organize sanayi bölgeleri kurulmalı ve özellikle organik tarım desteklenmelidir. Yem üretimi için etüt çalışmaları yapılmalıdır.

 

Bingöl’ümüzün sorunları çok. Bugünkü iktidar, Bingöl’ümüzden verilen desteğin, oyların kıymeti bilmiyor. Sandıkla işleri bitince ortadan kayboluyorlar. Ama değerli yol arkadaşlarım, biz Bingöl’ümüzün kalkınması için gereken her türlü desteği sağlayacağız.

 

Biz Bingöl’ün sorunlarını biliyoruz. Bingöl’ün demokrasiye ihtiyacı var. Bingöl’ün atılıma ihtiyacı var. Biz Bingöl için tüm Türkiye için hazırız. Soruyorum şimdi; Bingöl hazır mı?

 

DEVA partisi, kadınlarla gençlerle, çiftçilerle, emeklilerle, öğretmenlerle işçilerle, esnafla eşitlik için, adalet için, özgürlük için yola çıktı. Çözüm haritamız belli. Çözümün sözcüsü bizler olacağız. Ayrışmayacağız, ayrıştırmayacağız. Toplumu kutuplara ayırmayacağız. Hep beraber Türkiye’nin yaralarını saracağız. 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: “ANA, DİL, MUTLAKA, YAŞATILMALIDIR”,
Yorumlar
Haber Yazılımı