Haber Detayı
27 Haziran 2016 - Pazartesi 21:48 Bu haber 1393 kez okundu
 
“Binlerce insan yakılarak öldürüldü”
‘1925 Başkaldırısı-İstiklal Mahkemeleri ve Sonrası Süreç’ konulu panele katılan Yusuf Ziya Döger, 1927’de Şeyh Said’e destek verdikleri gerekçesiyle 280 köyün yakıldığını, insanların toplu halde yakılarak öldürüldüğünü söyledi.
GÜNDEM Haberi
“Binlerce insan yakılarak öldürüldü”

Şeyh Said Derneği tarafından ‘1925 Başkaldırısı-İstiklal Mahkemeleri ve Sonrası Süreç’ konulu panel düzenlendi.

Mem û Zin Düğün Salonu’nda düzenlenen panele konuşmacı olarak, Felat Özsoy, Kerem Serhatlı, Yusuf Ziya Döger ve Mehmet Kasım Fırat katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Mehmet Kasım Fırat, Şeyh Said ve arkadaşlarının, sistemin inkar politikaları nedeniyle başkaldırdığını söyledi.

Fırat, “Şeyh Said ve arkadaşlarının hareketinde önemli birkaç tane faktör vardır. Şeyh Said ve arkadaşları tevhide inanıyorlardı, saltanat dilini reddediyorlardı. Onların inancında ayeti kerimenin inancı vardır. Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Kürtler inkar edilmeye başlandı. Türkiye’de tek bir halk vardır, Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tür dediler. Bu durum Şeyh Said ve arkadaşlarının inancına ters bir durumdu. Biz Türk değiliz dediler. Bizim dilimiz, kültürümüz vardır istiyorsanız Müslüman olarak beraber yaşayabiliriz dediler. Ben vali olayım, bakan olayım, milletvekili olayım gibi bir dertleri yoktu. Allah’ın buyruğu için hayatlarını verdiler ama bize bir miras bıraktılar. Şeyh Said ve arkadaşlarının hareketini öğrenmeliyiz ve ona sahip çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.

“47 KİŞİNİN MEZAR YERLERİ HALA BİLİNMİYOR”

Felat Özsoy, Şeyh Said öncülüğünde yürütülen 1925 kıyamının kronolojisini anlattı.

4 Ocak 1925’te yapılan toplantıda kıyam kararı çıktığını belirten Özsoy, şunları söyledi: “Toplantıya bölgenin ileri gelenleri katılıyor. Bu toplantıda başkaldırı kararı alınıyor ancak zamanı ve yeri belirlenmiyor. 13 Şubat 1925’te Piran’da bir arama girişimi sonucunda çatışma yaşanıyor ve o çatışma başkaldırıyı tetikliyor. Bu olaydan 3-4 gün sonra ayaklanmaya bir yön vermek için bir toplantı yapılıyor ve 3 ana cephe oluşturuluyor. Elazığ bölgesinde oluşturulan birinci cepheye Şeyh Şerif, ikincisi cepheye Şeyh Abdullah Melekan, üçüncü cepheye ise bizzat Şeyh Said komuta ediyor. O zaman genç geçici başkent ilan ediliyor. Bunlar olunca olaylar bastırılmaya çalışılıyor ve hükümet değişiyor. Fethi Okyar’ın yerine İsmet İnönü’nün getirilmesiyle bölgede sıkı yönetim ilan ediliyor. 4 Mart’ta Takriri Sükun diye bir yasa çıkarılıyor. Bu yasa ile istenen her türlü muhalefetin yok edilmesidir. Şark İstiklal Mahkemeleri kuruluyor. Bu mahkemelerin hakimi yoktur. Hakimi milletvekilleridir. 2-3 vekili tayin ediyorlar bu vekiller sorgusuz sualsiz idam kararı alıp bir gün sonra uyguluyorlar. Şeyh Said 14 Nisan’da yakalanıyor. 17 Nisan’da da ilk idamlar başlıyor. O dönemde sadece Diyarbakır’da yargılanmalar olmuyor. Değişik illerde bulunan Asliye, Ağır Ceza ve İstiklal Mahkemelerinde yargılanmalar oluyor ve idam kararları alınıyor. Binden fazla idam kararı var. Şeyh Said ile birlikte 48 kişi 29 Haziran’da idam edildi. Bu 48 kişiden sadece Şeyh Şemseddin Bukarki’nin cenazesi 5 yıl sonra ailesine veriliyor. Diğer 47 kişinin mezar yerleri hala bilinmiyor.”

“10 BİNDEN FAZLA İSAN ÖLDÜRÜLDÜ”

‘Şeyh Said Hareketi Sonrası Peçar Tenkil Harekatı / 1927’ kitabı yayınlanan Yusuf Ziya Döger ise, panelde, Şeyh Said hareketinden sonra bölgede yapılan köyler ve yaşanan ölümler hakkında bilgi paylaştı.

Erkeklerin süngülerle, kadın ve çocukların ise yakılarak katledildiğini belirten Döger, “Şeyh Said olaylarından sonra Elazığ’da albay olan Mustafa Muğlalı bölgeye gönderilerek, yöreye uygun kıyafetlerle 40 gün boyunca burada bilgi topluyor. Yapılan çalışmanın ardından

Piran, Lice, Peçar, Cibir, Daraheni, Gökdere ve Palu’da 280 köyün Şeyh Said’e destek verdiğini rapor ediyor. Daha sonra bir plan dahilinde bölgede köyler yakılmaya, insanlar öldürülmeye başlanıyor. 280 köyün tamamı yakılıyor. Genel Kurmay’ın yayınladığı kitapta 2 bin 500 kişinin öldürüldüğü belirtiliyor. Benim bölgede yaptığım araştırmalarda öldürülen insan sayısı 10 binden fazla. Erkekler süngülerle, kadın ve çocuklar ise toplu halde evlere doldurulup yakılarak öldürülüyor. Bu katliamların yaşandığı köylerden biri de benim köyüm Guew’dir. Burada 76 kadın ve çocuk yakılarak öldürülüyor. 11 erkek ise süngülerle öldürülüyor” dedi.

“KÜRT GENCİ TÜRKÇE BİLMEDİĞİ İÇİN İDAM EDİLDİ”

Şeyh Said başkaldırısı sonrasında 1925’ten 1927’ye kadar devam eden üç çeşit mahkemenin bulunduğunu belirten Kerem Serhatlı, bu mahkemelerden birinin Şark İstiklal Mahkemeleri olduğunu söyledi.

Serhatlı, şunları söyledi: “İstiklal Mahkemeleri normal mahkemeler değildi. Sualsiz, savunmasız karar veriyorlardı. Şeyh Said ve Arkadaşlarının yargılandığı davanın başsavcısı olan Ahmet Süreyya bizzat kendisi şunları anlatıyor: ‘Bir gün bir Kürt genci içeri alınıyor. Türkçe bilmiyordu. Mahkeme heyeti ‘Türkçe bilmeyenin bu memlekete hayrı yoktur’ diyerek idamına karar verdi. Diyarbakır’da küçük bir otel vardı, orada kalıyordum. Türkçe bilmeyen çocuk rüyamda ‘sen beni niye bıraktın, idam ettirdin’ diye Türkçe konuştu. Bun durum sabaha kadar birkaç defa tekrarlandı. Sabahleyin, mahkemeye gittim ve rüyamı anlattım. ‘Siz hem hakim hem savcı gibi davranıyorsunuz. Eğer Türkçe bilmeyenleri asacaksanız tüm Kürtleri asın niye mahkemeye gidiyorsunuz’ dedim. Bunun üzerine aramızda anlaşmazlık çıktı ve mahkemeyi bir hafta durdurduk. Bende şifre ile durumu Ankara’ya bildirdim, hakimlerde.

Gelen cevapta şöyle yazıyordu: ‘Ahmet Süreyya Bey, Bizim gayemiz, Kürtleri ve Kürtlüğü imha etmektir. Hakim arkadaşlarınla anlaş. Gözlerinden öperim. Başvekil İsmet (İnönü).’

Panel, soru-cevap kısmıyla devam etti.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: “Binlerce, insan, yakılarak, öldürüldü”,
Yorumlar
Haber Yazılımı