Haber Detayı
16 Kasım 2020 - Pazartesi 19:37 Bu haber 68 kez okundu
 
Erenel: “Afetlere hazırlıkta işbirliği önemli”
Afetlere hazırlık sürecinde mahalle afet gönüllü yapısını oluşturabilmenin çok önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Fahri Erenel, “Bu organizasyonda belediye, muhtarlık ve yerel yönetimlerin iş birliği içinde çalışması gerekiyor” dedi.
GÜNDEM Haberi
Erenel: “Afetlere hazırlıkta işbirliği önemli”

Bingöl, birinci derecede deprem bölgesinde yer alması nedeniyle sık sık depremlere maruz kalan illerin başında geliyor.

Fay hatları üzerinde bulunan 18 ilden biri olan Bingöl için uzmanlar tarafından sürekli 7 büyüklüğünde deprem uyarısı yapılıyor.

İstinye Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Fahri Erenel, afetlere hazırlanmada nasıl bir yol izleneceğini, afet eğitiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğini ve afet öncesi veya sonrasındaki süreçlerin yönetiminde öncelik verilmesi gereken konuları değerlendirdi.

Afet ve acil durum konusunda toplumun bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Erenel, “Ülkemiz afet türlerinin her birini içinde barındıran fiziki ve coğrafi yapıya sahiptir. Türkiye’de yaşanılan afetlerin yüzde 60’ıdan fazlasını depremler oluşturmaktadır. Sırasıyla seller, yangınlar ve heyelan ülkemizi etkileyen afetler olarak sayılabilir. Özellikle Doğu Karadeniz bölgemize baktığımızda heyelan tehlikesinin çok fazla olduğunu görürüz. Doğu Anadolu bölgemizde ve Karadeniz bölgemizin iç kesimlerinde ise kış mevsimlerinde çığ tehlikesi ön plana çıkmaktadır. Çok yakın bir tarihte Van Bahçesaray’da meydana gelen ve birçok vatandaşımızın hayatını kaybettiği hazin çığ olayı hala hafızalarımızda.  Bahçesaray olayında hatırlayacağınız gibi yardıma giden ekip de ikinci kez düşen bir çığın altında kalmıştı. Afete müdahale yaparken unutulmaması gerek en önemli nokta önce arama kurtarma ekiplerinin güvenliğinin sağlanmasıdır. Ekiplerin güvenliği sağlanmadan yapılacak çalışmalardan sonuç alınamaz. Bu tüm afetler için böyledir. Bu bir trafik kazasına müdahale edilirken dahi böyledir. Bu vahim örnekten görüleceği üzere çığ olaylarında arama kurtarma çalışmaları bambaşka bir malzeme ve ayrı bir birikim gerektirir. Bu şartlarda ülke olarak tüm afetlere, eğitimli personelimiz ve bilinçli vatandaşlarımızla hazırlıklı olmalıyız” dedi.

“ELDE BULUNAN KAYNAĞI DOĞRU ŞEKİLDE KULLANMAK ÇOK ÖNEMLİ”

Erenel, şunları söyledi: “Afet yönetimi, olayın meydana geldiği zamanı bir çizgi olarak düşünürsek afetten önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılır. Afet öncesi yönetimi de -bu bölüm risk yönetimi olarak ta adlandırılmaktadır-kendi içerisinde 2 aşamadan oluşur. Bunlar Risk ve zarar azaltma aşaması ile hazırlık aşamasıdır. Bu noktada öncelikle tehlikeyi tespit etmek, tespit edilen tehlikelerin gerçekleşmesi halinde hangi risklerin meydana geleceğini saptamak ve bu doğrultuda tedbir almak gereklidir. Bu süreçte izlenecek yol bir üçgenin üç köşesi gibidir. Tehlikeyi belirle, tehlikenin yol açacağı riski ortaya koy ve bu riskleri önceliklendir. Bütün risklere aynı anda müdahale edilemeyeceği için elde bulunan kaynağı doğru şekilde kullanmak çok önemlidir. Hazırlık olarak adlandırdığımız süreçte ise belediyelerin, yerel yönetimlerin vatandaşların kolektif şekilde hareket etmesi çok önemlidir. Her bölgenin en üst düzey kurumu, AFAD’ın belirlediği ilkeleri ve yerel yönetimin belirlediği esasları dikkate alarak çalışmalar yürütülmeli ve mutlak bir uyum içinde çalışmalıdır.

“AFETLE MÜCADELE TOPYEKÛN BİR MÜCADELE GEREKTİRİR”

Afet öncesi yönetiminde uyum, bütüncül bir anlayışı hakim kılarak, toplumun her kesimine yayılmış sistemli bir eğitim ve vatandaşları da içine katan değişik zamanlarda ve koşullarda, senaryoya dayalı olarak yapılacak tatbikatlarla  mümkündür. Eğitim, kavram olarak kişilerde istediğimiz yönde davranış değişikliğine yol açma anlamına gelir. İstenilen davranış değişikliği tek başına bir kez verilen bir eğitim ile kazandırılamaz. Sık tekrar ve uygulamalarla bilinçli bir alışkanlık haline getirilirse afet anında doğru hareket tarzı uygulama olasılığı daha yüksek olacaktır. Tatbikatları gerçekçi senaryolara dayalı olarak tüm vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirmek planların başarı oranını arttıracak ve büyük yol kat etmemizi sağlayacaktır. Çünkü Afetle mücadele topyekûn bir mücadele gerektirir. Türkiye’de tatbikatların büyük çoğunluğu kamu kurumlarında ve sadece çalışanların katılımı ile gerçekleştirilir. Özel kurum veya kuruluşların basına açık bir tatbikat yaptığına pek şahit olmayız. Bunun sonucu olarak normal vatandaş hiçbir tatbikatta yer alamıyor. Halbuki yaşanan afetlerden en çok etkilenen vatandaşlardır. 

“SADECE KAĞIT ÜZERİNDE YAPILACAK UYGULAMA İMKANI OLMAYAN PLANLAMALARLA AFETE HAZIRLIK SÜRECİ YÖNETİLEMEZ”

Organize çalışmada ve afetlere hazırlık sürecinde mahalle afet gönüllü yapısını oluşturabilmek çok önemli. Bu organizasyonda belediye, muhtarlık ve yerel yönetimlerin iş birliği içinde çalışması gerekiyor. Mahalle esnafı dahi planlanma ve tatbikatlarda devreye sokulmalı, tüm süreçlere hakim olmalıdır. Afete hazırlık aşamasında tüm birimlerin aktif rol alması afetlerin en az hasarla atlatılmasında önemi büyük olacaktır. Örneğin olası bir İstanbul depremindeki görüntüler, asla İzmir depreminde ki görüntülerle aynı olmayacaktır. Bir enkaz ile ilgilenebilen çok sayıda arama kurtarma veya ilk yardım ekibi görülmeyecektir. Bütün Türkiye’deki yardım kuruluşları bölgeye intikal etse dahi yıkılması beklenen 55 bin binaya yardım çok sınırlı kalacaktır. Oysa depremlere müdahale açısından ilk 72 saat büyük önem taşımaktadır. Bunun da yolu evlerimizden ve mahallerimizde ki örgütlenmeden geçmektedir. Afetlere hazırlık evlerden ve mahallerden başlayacağı asla unutulmamalıdır. Sadece kağıt üzerinde yapılacak uygulama imkanı olmayan planlamalarla afete hazırlık süreci yönetilemez.

“AKUT GİBİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ AFETLERLE MÜCADELEDE ÖNEMİ ARTIYOR”

Türkiye’de afet yönetimi konusu özellikle 1999 Marmara depremi sonrası öncelik kazanmaya başlamıştır. Bu depremde AKUT’un görev almasıyla birlikte, ülkemizde afetlere yönelik sivil toplum kuruluşları sayısında ve bu kurumlara gönüllü katılışlar konusunda ciddi artışlar olmuştur. Ülkemizin yüzde 48’inin birinci derecede deprem bölgesi olması ve profesyonel kurtarma uzmanlarımızın sayısının yetersizliği; Birçok noktada şubeleri bulunan ve kurumsallaşmasını tamamlamış olan AKUT gibi sivil toplum örgütlerinin afetlerle mücadelede önemini bir kat daha arttırmaktadır. AKUT ve diğer sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında yer alan personel tamamen gönüllük esaslı olarak çalışmaktadır. Arama kurtarma faaliyetleriyle ilgilenen sivil toplum örgütlerine katılan vatandaşlarımız, topluluğa girdiği andan itibaren temel bilgilerden başlayarak eğitim sürecine başlıyor. Arama kurtarma, hayatta kalma, enkaz kaldırma gibi birçok konuyu uzmanlarından öğrenen gönüllülerden, fiziki ve psikolojik açıdan hazır olanlar arama kurtarma ekiplerinde yer alıyor.

“AFETLER TOPLUMLAR İÇİN ASLA KADER DEĞİLDİR”

Afetleri veya afetlerin verebileceği büyük zararlı önlemede çok başarılı adımlar atmış birçok ülke var. 9.5’le dünya tarihinin en şiddetli depremlerden birini yaşayan Şili bu afetten çıkardığı dersle depremle ilgili eğitimlerini artmış, alınacak tedbirleri detaylarıyla planlanmış ve gerçekçi senaryolarla tatbikatlar gerçekleştirerek bir sonraki 8.5 şiddetindeki depremden asgari düzeyde zararla etkilenmiştir. Afetler toplumlar için asla kader değildir. Bizler de hazırlık süreçlerini hızlandırarak üniversitelerimize zorunlu afet yönetimi dersleri koymalı ve afetlere gerçekçi bir şekilde hazırlanmalıyız. Anadolu’da bildiğimiz en yıkıcı felaketlerden biri olan 1932 Erzincan depremini örnek verecek olursak; teknolojinin ve karayollarının gelişmediği, arama kurtarma ekip ve ekipmanlarını olmadığı bir tarihte, Doğu Anadolu bölgemizin eksi 35 derecelere varan soğuğunda gerçekleşen bu deprem, olası İstanbul depremiyle bir olmayacaktır. Bu örnek; afetlere hazırlıkta gerçekçi olmanın, çağa, iklime ve coğrafyaya göre senaryo çizerek tatbikat yapmanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.”

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Erenel:, “Afetlere, hazırlıkta, işbirliği, önemli”,
Yorumlar
Haber Yazılımı