Yazı Detayı
23 Mayıs 2016 - Pazartesi 01:48 Bu yazı 476 kez okundu
 
HASADI ÖLÜM MEVSİMLER
Cuma Karaarslan
 
 

Artık Yazmayacağım

Anmayacağım

Anımsamayacağım

"Ölümlerden Ölüm Beğen" Demeyeceğim

"Ölümsüzlük" Kelimesini Kullanmayacağım

Ölüm Kelimesini Anmayacağım

Şimdi Ne Yapıyorum Anlayamadım?

Bak Yine Hep "Ölüm" Demişim

Dönmeli Dönmeli Yine Dağlara

Ölüm Bir Çağrı Bütün Çağlara

Vurmalı ölümü vurmalı umutsuzluğu

Vurmalı Yine Sulara

Kuytular Çaremi Ankaralarda

Ne Sesi Duyan Olur

Ne Ölümü Kutsayan

Oysa soysuzlaşan bir düet gibi Ankaradan Anadoluya bütün yollar sanki ölüme çağrı gibi

Küçük bir söyleşi için Mazrafaki yolunda durup mezarlıktan bakmıştım Bingöl”e . Rahman bir yağmur vardı. Biraz ıslanmak belki de uslanmak için yürümeye başlamıştım. Nereye ve nasıl dönerim diye düşünmeden dağa doğru giderken, Mezarlık girişinde “her nefis bir gün ölümü tadacaktır” yazısı ile gülümsemiştim

Arkadaşım arkamdan yürüyorken, biraz gülümsemeyi abartmamdan olsa gerek, hayırdır? Dedi

Levhayı gösterdim. Okuduktan sonra..

 

“iyide bu yazı komik değildi, sadece dertlendiren düşündüren bir yazı” dedi

“Boşver be dostum” derken açıklamamın devamını bekleyen bir bakış ve  iç sesi ile anlatmamı istediğini htim

Zaten sormadan anlatırdım. ama o bakışıyla istemişti bu defa.Nereye gidelim demeden giderdim onunla hep.. o arkada ben önde ben anlatırken yüzüne bakmadan işlediğim iyilikleri ,anlaşılmazlıkları ,riyakarlıkları,içsel dünyamızda derinleşmeyen inançlarımızı ve ayrıca  tüm günahları birer birer anlatıyordum

Yaşadığımız hayatın bizde oluşturduğu tahribatların ve  her gün insana dair yeryüzünün bozgunculuğuna katkı sunan bir neslin giderek kaybettiği duyguları ile nasıl bir canavara dönüştüğünü anlatıyordum. Kaybolan adaleti sadece tabela ve isimlerde sunan çağdaş ve ruhsuz bir girdap çağıydı adeta insanlık..

 

Yaşamımız içinde hak adalet sokakta başlamalıydı. Ev içinden başlayan iş eş aş çocuk ve komşuya taşınan adalet anlayışı bizi biz eden en temel mihenklerimiz değilmiydi?

Nasıl bir kuyruğa girmeyi gurur sayıp torpil ile ön sıraya koştuk!

Nasıl bir kademe derece  için başkalarının ahına rağmen adaleti yok sayıp oturduk makamlara!

Nasıl bir yakınımız için adaleti ,sınavları yok sayıp çirkefleşerek işsiz aşsız yada asgari ücretle evine ekmek su taşıyan binlerce insanın kanına girdik

Birileri sabahın erinde kalkıp, güneş ile birlikte rızık peşine giderken, biz uyuyup telefonla güneşten erken kalkanın önüne geçtik te ne oldu?

Kısacası Adaletini yitirmiş yaşam sokaklarından bir mezarlık yoluna düşen birkaç dakikalık yürüyüşümde ,ıssız yerde adaletin mutlak olduğu bir yazı ve yer ile yeniden kaybettiğim umudu yeşertmiştim ruhumda. Kaybolan bir ışık gibi yeniden umut ,ama baharı hazan kılan hazin erken genç ölümler sarıyordu ruhumu .. üşüyordum...Aslında hava soğuk değildi, içim üşüyordu.. O yazı ile yeniden ısındı ruhum, bekleyip tadacaktım nasılsa herkes gibi..

İşte gülümsemem buydu. Adalet kaybolmamıştı, sadece sokakta kaybettiğimiz ve üstüne insanları ilişkileri yok ettiğimiz bir mekanizmaya dönen adalet, başka yerde ve bizi bekleyen yerde eşit  ve adil bekliyordu. .aşikar ve değişmezdi

“Her nefis ölümü tadıcıdır” ayrımsız ve adil… işte bu sevinç gülümsemesi “ölüm” kelimesinin soğukluğuna rağmen sadece adaletin var olduğuna işaret olarak yetti be dostum.. Gülümsedim güldüm hatta sevindim.. çünkü o an;Gözümde Adalet kelimesinin netleştiği bir  andı..

Geri dönsem yeniden sokaklara karışsam adil davransam…herkese yetmesem bile bazılarına hatta birilerine bile bulaştırsam fenamı ,, derken,,, yine sustum ve ben sadece susup korumayı yeğledim kendimi

Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak… Bu zor belki ama bir anda kendi ölümümü ve cenazemi düşündüm

Biraz üzüldüm belki ama yine de içimizde bir türlü derinleşmeyen,iliklerimize kadar işlemeyen inanç ve durmadan şekilden ibaret şeytan ve içimizdeki düşman gibi durmadan eziyordu beni

 Sonra bir ölüm haberi ile çalan telefonumun inanmadığım bir sesi

“ şaka”  deyip arayanı bozmuştum, İçime düşen kuşku ile yeniden bir başka dostu aradım, aslında oda aramıştı ve ben sadece telefona değil işe dalmıştım

Ankaradan bir dost, şaka yapmayan bir dostu aradım, üzgündü, doğruydu ve bende ölümü düşünürken yanı başımızda mezarlıklara hasadı ölümler genç hikayeler örüyordu

Aslında ölümü düşünürken dünyadaki yerinizi, dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi düşünerek döne döne anımsarsanız, bazen hatırına yaşamanız gerektiği küçük değerler kişiler olduğunu göreceksiniz

Bıraksak biraz canımız yansa, biraz kavrulsak,biraz derinleşsek, ruhun sevdiklerimiz ile söyleşisine tanıklık etmiş oluruz. O zaman ruhun üflendiği günde Rabbimden üflendiği açık olan o hal kimseye kemlik  getirmez olur..

Gencecik bir ölüm

Ölüm sonrası giderek sokakta kaybettiğimiz o sıradan insanların tavrı.. Hemen dedikodu kültürüne mazhar bir dolu tahmin yalan yanlış söz,gereksiz merak vs

Birkaç yerde susup dinledim.. konuşsam kıracağım

Ama bir mevtayı kırmamak için yaşayanları kırmak gerek diye bir iki laf az gelsede, sert baksam bile, o anda susanlar, bir başka yanda yeniden dilini şeytana satmaya başlıyordu..

Ey halkım.. ey sokakta adaletini terazisini yitirmiş milletim,, susun.. çünkü o konuştuğumuz can artık yok.. o öldü…öldü…öldüüü. Öldü…

Rahat bırakın, ölüm anı bize düşünmemizi salık veren bir derin an olsun..

Ne para ne mülk ne makam nede başka bir şey,, tüm bunları bırakıp ölen biri için konuşan gerçekten şizofrendir

Bitti.. öldü,, O konuştuğumuz safsataları bırakıp giden biri,bırakın ailesi ve sevdikleri acısını yaşasın

Mezarına gelen tüm insanlar değerlidir, var olsun, ama mezarlıkta dahi Niye? Neden? sorusunu sorup cevap arayan mahlukatlara bir çift sözüm var, dünyada ne suç işlendiyse ben işledim, ne kötülük var ise ben yaptım.. Hadi beni konuşun..

Şimdi bizim konuştuğumuz şeyleri yok sayıp ölümü seçen bir insanı ,rahmetle ve sevgi ile anıyorum

Celal AYRANCI”ya baharın hasadı gencecik ölüm,Rabbim affetsin

 
Etiketler: HASADI, ÖLÜM, MEVSİMLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı